Kaplıca Termal Nedir?

Kaplıca, termal tesis sıcak yeraltı sularından fayda sağlamak amacıyla yer yüzüne çıktıkları kaynakların etrafına kurulan tesislere denir.

Bazı hastalalıkları iyileştirdiği, insan sağlığına iyi geldiği bilinen kaplıcalar, turizm açısından da önemlidir.

Kaplıca Termal Tedavisi

Sıcak ve maden açısından zengin yeraltı sularının tedavi edici özelliklerinden faydalanmak için banyo şeklinde uygulanmasına kaplıca tedavisi denmektedir.

Eklemlerdeki kireçlenmeler, İltihaplı romatizma, yumuşak dokulardaki romatizmalar, mekanik boyun ve belde oluşan problemler, çalışma şartlarından oluşan ağrılar, ortopedik sıkıntılar, kırık ve ameliyat sonrası dönem, spor yaparken meydana gelen yaralanmalar, kas rahatsızlıkları, nörolojik hasarlara karşı kaplıca termal tedavisi uygulanabilir.

Kaplıca Termal Tedavisi Neden Yapılır

Vücudun direncini artırmak, yukarıda belirtilen hastalık şikayetlerini minimum seviyeye indirgemek, hastalık sonrası oluşabilecek kalıcı hasarları ortadan kaldırmak için kaplıca tedavisi uygulanabilir.

Afyon Hakkında Bilgiler

TERMAL TURİZMİN MERKEZİ AFYON GAZLIGÖL

Gazlıgöl Kaplıcası, Afyon il Merkezine 21 km. uzaklıkta Eskişehir karayolu üzerinde İhsaniye ilçesine bağlı Gazlıgöl kasabasındadır.
Gazlıgöl kaplıcasının 45-68 Derece sıcaklıktaki suyunun debisi 9 lt/sn dir. Kimyasal özelliği ise hiperterm, hipotenik, alketihir karbonatlı ve hafif radyoaktif bileşiminden oluşur.

Şifa 2 türlü uygulanmaktadır.
1. İçme Tedavisi
2. Banyo Tedavisi

İçme Tedavisi
Kaplıcada içme suyu olarak kullanılan şifalı su sodyum bikarbonatlı sular grubundandır. Bu suyun ılık şekilde içilmesi halinde ağrılı ve spazmalı böbrek hastalıklarına mide rahatsızlıklarına, karaciğer, safra yolları ve bağırsağın spastik ağrılarına tavsiye edilmektedir.

Banyo Tedavisi
Romatizma, nevralji, nevrit, artroz, kadın hastalıkları ve saboreik deri hastalıklarına tavsiye edilmektedir.

AFYON HAKKINDA

İKLİMİ
İç Anadolu'nun ili olarak Afyonkarahisar ilinde de kara iklimi hüküm sürer. Afyonkarahisar iklimi yazları sıcak ve kurak, baharları ılık ve yağışlı, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. 1015 metre yüksekte kurulu Afyonkarahisar kentinin yıllık ortalama ısısı 11.2 derecedir. En soğuk ay ortalaması 0.3 derece olan ilin en sıcak ay ortalaması 22.1 derecedir. Kaydedilen en düşük ısı 30 Aralık 1948'deki 27.2 derecedir. 14 Ağustos 1953 gününde ulaşılan 37.8 derece de, ilin rekor sıcaklığıdır. Baharların yağmur, kışların kar yağışlı geçtiği Afyonkarahisar ilinin yıllık yağış ortalaması 461 mm.'dir. Yazın, özellikle Ağustos ayında görülen yağışlar, sağanak biçimde olup, il'e yarar değil, zarar verir. Bu özellik dışında yazlar kurak ve sıcak geçer. Afyon Ege bölgesinde olmasına rağmen Ege iklimiyle bağdaşmaz. Yükselti ve denizden uzaklık sebebiyle Afyon'ın iklim şartlarında İç Anadolu iklimine benzerlik görülür. Daha çok kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları sıcak ve kurak bir step iklimi görülür. İlkbahar ve sonbaharda yağışlar yağmur şeklindedir. En sıcak ay ortalaması 22,1 derece, en soğuk ay ortalaması 0,3 derecedir. Afyon'da günümüze kadar rastlanan en düşük sıcaklık - 27,2 derece (30.12.1948), en yüksek sıcaklık ise 39,8 derecedir (29.07.2000). Afyon'da sıcaklığın sıfır dereceye düştüğü günlerin, yani don olayı görülen günlerin sayısı 94'tür. Afyon'da yıllık yağış miktarı 455 mm.dir. İlde yıllık ve günlük sıcaklık farkları yüksektir. Afyon'da meteorolojik gözlemlere 1929 yılında başlamıştır. İl Merkezinde bir gözlem istasyonu vardır.

BİTKİ ÖRTÜSÜ
Afyon'un tabiî bitki örtüsü kara ikliminin elverdiği kuru orman topluluklarıdır. Dağlık alanlarda varlığını sürdürmekte olan bu ormanlar düzlüklerde tamamıyla ortadan kaldırılmıştır. Ormanların yok edilmesi sonucu İlin ovalık alanları bozkır görünümünü almıştır. İlin kuzey ve batısındaki yüksek dağlık kesimler Karaçam ve Ardıç ormanlıklarının yayılma alanlarıdır. Burada ormanın üst sınırı 1800-1900 metrelere erişir. Ovalar tamamen açıktır. Ovalarda akarsu boylarında söğüt ve kavak ağaçlarına, durgun su kıyılarında ise kamışlara rastlanır. Afyon çevresinin bitki örtüsü daha çok step özellikleri gösterir. Topraklarının % 14,6'sı ormanlıktır. Plâtolar ve yaylalar daha çok bozkır bitkileriyle kaplıdır.

AFYON MÜZELERİ

Afyon Arkeoloji Müzesi
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Afyon’da kurulan Âsar-ı Atika Muhipleri Cemiyeti’nin çabalarıyla Taş Medrese’de eski eserler toplanmaya başlanmış, 1931 yılında resmi “Müze Deposu”, 1933 yılında ise Müze Müdürlüğü haline getirilmiştir. 1933 yılından 1970 yılına kadar Taş Medrese’de karma müze (Arkeoloji ve Etnoğrafya) olarak hizmet veren kurum, 1971 yılında Konya yolu kavşağında, Arkeoloji Müzesi binasının yapılması ile yeni binaya taşınarak hizmet vermeye başlamıştır. Bölgedeki 40 kadar höyük, 20 kadar antik şehirden derlenen eserler ve Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Hellenistik, Roma ve Bizans devirlerine ait kazı çalışmaları sonucu bulunan eserler ile birlikte yaklaşık 44.383 eser kronolojik bir sıra esas alınarak sergilenmektedir. 1933 yılında açılan müze, 1971 yılında şimdiki modern binasına taşınmıştır. Roma ve Bizans İmparatorluğu, Hitit, Frigya ve Hellenistik devirlerine ait eserler yanında, paleolitik devre kadar uzanan eserlerde mevcuttur. Müzenin bahçesinde de zengin bir heykel ve mimari eser envanteri bulunmaktadır. Şehir merkezinde, Konya yolunda Kurtuluş Caddesi üzerinde bulunur. Afyon Arkeoloji Müzesi Pazartesi hariç haftanın altı günü saat 8.30-12.00 13.00-17.30 arası ziyarete açıktır. Müzenin içerisinde fotoğraf çekimi yasak olmakla beraber bahçesinde serbesttir.

Zafer Müzesi (Başkomutan Tarihi Milli Park Müdürlüğü)
Zafer Müzesi, Afyon’ın şehir merkezinde, Zafer Anıtı ile Afyon Kalesi’nin karşısında özenle seçilmiş bir mevkide yer alır. 1915-1920 yılları arasında Saitoğlu Mehmet Sait Efendi tarafından yaptırılmış olup iki katlıdır. Tipik Anadolu evleri tarzında bir plana sahiptir. Zemin katında 10 oda, 1 toplantı salonu ve sahnesi; üst katında ise 9 oda ve sergi salonu bulunmaktadır. Bina, 1930’lu yıllara kadar Afyon Belediye Binası olarak kullanılmış, yeni belediye binasının tamamlanması üzerine Emniyet Müdürlüğü’ne tahsis edilmiştir. 1985 yılında Milli Emlak Müdürlüğü’nce “Zafer Müzesi” olmak üzere, Başkomutan Tarihi Milli Park Müdürlüğü’ne tahsis edilmiş, müdürlük ise binayı 11.09.1986 tarihinde teslim alarak 1992 yılında bu binaya taşınmıştır. Müzede, Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile ilgili bilgiler verilmekte, ayrıca Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Batı Cephesi Harekât Şube Müdürü Tevfik Bıyıkoğlu anısına düzenlenen odalar sergilenmektedir. Bu tarihi binanın önemi, Kurtuluş Savaşı’nın meydana geldiği döneme ait olması ve 27 Ağustos 1922’de Afyon’ın düşman işgalinden kurtuluşuna müteakip, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü, Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Garp Cephesi Hareket Şube Müdürü Tevfik Bıyıklıoğlu’nun bu tarihi binada kalmalarından ve burayı karargâh olarak kullanmalarından ileri gelmektedir. Zafer Müzesi Hafta içi mesai saatleri içerisinde gezilebilir.

Bolvadin Müzesi
Afyon ili'nin 60 km. doğusunda yer alan Bolvadin İlçe merkezinde yer almaktadır.Belediye sineması olarak yapılan ve daha sonra Belediye Kültür Merkezi olarak kullanılan bina, 1987 yılında Bolvadin Belediye Meclisi'nin aldığı bir kararla Belediye Müzesi şeklinde düzenlenerek hizmete açılmıştır. Bolvadin Belediye Müzesi, yöresel özellikler gösteren teşhirdeki eserler açısından gezilmesi gereken bir müzemizdir. Müzede 88 Arkeolojik eser, 692 Etnografik Eser, 63 Sikke, 3 Arşiv Vesikası, 2 adet el yazması kitap olmak üzere 848 adet taşınır kültür varlığı bulunmaktadır. Daha önceleri Afyon Müze Müdürlüğü denetiminde Bolvadin Lise Müdürü Muharrem Bayer tarafından lise bahçesinde toplanan arkeolojik eserler, müzenin nüvesini oluşturmuştur. Daha sonra çevreden toplanan arkeolojik ve etnografik eserlerle ve Afyon Müze Müdürlüğü'nden gönderilen eserlerle çok güzel karma bir müze oluşturulmuştur. Bolvadin Belediye Müzesi bahçe ve bina teşhirinde Eski Tunç Çağı, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait taşınabilir kültür varlıkları yanında yöresel gelenek ve göreneklerimizi yansıtan etnografik malzemeler sergilenmektedir. Ayrıca Bolvadin İlçesine özgün haşhaş üretimi ve kullanımı ile Eber Gölü yöresindeki kamıştan yapılma hasır işçiliğini, fotoğraf malzemeleri ile birlikte müzede görmek mümkündür. Bolvadin Belediye Müzesi bünyesinde bulunan 200 kişilik konferans salonu da kültürel etkinliklerin kutlandığı vazgeçilmez bir mekân olarak hizmet vermektedir.

Sultan Dîvânî Mevlevîhâne Müzesi
Anadolu’da kurulan ilk mevlevîhânelerdendir. İlk kuruluşu 13. yüzyıla kadar dayanır. Tarih boyunca birçok önemli icraata merkez olmuş Afyon Mevlevîhânesi, Konya Mevlevîhânesinden sonra en önemli Mevlevîhânedir. Özellikle 16. yüzyılda Hz. Mevlânâ’nın yedinci kuşak torunlarından Sultan Dîvânî zamanında Mevlevîlik açısından çok önemli bir merkez olmuştur. Ayrıca başka Mevlevîhânelerde olmayan “40 Hatimli Şifalı Aşure”geleneği ilk defa burada başlamış ve birçok mevlevîhâneye buradan yayılmıştır. Birkaç defa yangın geçirmiş olan Afyon Mevlevîhânesi,1902’deki büyük yangından sonra tamamen yanmış ve bugünkü haline 1908’de kavuşmuştur. Bahçesinde Derviş Odaları, Matbah, Hamuşan (Mezarlık) bulunan mevlevîhâne, son olarak 2008 yılında restore edilmiş ve 30 Aralık 2008 tarihinde “Sultan Dîvânî Mevlevîhâne Müzesi” olarak hizmete sunulan tarihî mekan, Afyon Belediyesi bünyesinde hizmet vermektedir.

AFYON'UN TARİHİ
Afyon ilinin bulunduğu toprakları ilkin Hitit İmparatorluğu'nun sınırları içinde görüyoruz. Sonra Frig ve Lidya'lılara geçen bölge, M.Ö.6. Yüzyılda tüm Anadolu ile birlikte Pers egemenliğine geçiyor. Büyük İskender ile Makedonya İmparatorluğuna katılan topraklar, onun ölümünden sonra parçalanıyor. İskender'in generalleri Anadolu'ya paylaşmak için savaşa girişiyorlar. Bundan sonra Afyon topraklarında Selevkos ve Bergama Krallığı hüküm sürmekte. Roma İmparatoru I.Kanstantin zamanında, yöre Roma'ya bağlanıp halkı Hıristiyanlaştırılmaya çalışılıyor. Roma'nın ikiye ayrılmasından sonraki dönemde bölgeyi Bizans'ın egemenliğinde buluyoruz. M.S. 5. Yüzyılda Bizans İmparatoru Zenon, Afyon yöresinde, Sasani'lerle savaşa tutuşuyor. 7. Yüzyılda Müslümanlığın birleştirdiği Arapların gözü Bizans'ın başkenti İstanbul'da. Bizans başkenti almak için yola çıkan Araplar, 739 yılında Afyon kapılarına kadar geliyorlar. İslam inanışına göre; Battal Gazi, Bizans'la yapılan bu savaşlar sırasında şehit düşmüştür. 1071 zaferinden sonra Anadolu Türklere açılmış, Kutalmış oğlu Süleyman Şah emrindeki Türkler, tüm Batı Anadolu'yla birlikte Afyon yöresini de fethetmişlerdir. Bizansı korumak ve kutsal toprakları geri almak isteyen Batı devletlerinin orduları, I. Haçlı seferiyle kısa bir süre yeniden Türklere katılması Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat dönemine rastlar. Keykubat, Afyon'a ayrı bir değer vermiş, kenti onarttırıp, kalesini yeniden düzenletmiştir. 13. yüzyılın sonlarına doğru Afyon, Türk beylikleri arasında güçlü bir durumda bulunan Germiyanoğulları'nın buyruğuna girmiştir. Yıldırım Beyazıt'ın 1390 yılında Osmanlı topraklarına kattığı Afyon, O'nun 1402'de Timur'a yenilmesinden sonra yeniden Germiyanoğullarına verildi. Osmanlıların kısa sürede kendilerini toparlayıp, güçlenmeleri Germiyanoğulları'nın barışçıl yollar aramasına neden oldu. Devrim Sultan, Osmanlı sarayına gelin verildi. Germiyanoğlu 2. Yakup'un ölümünden sonra da, bu beyliğin tüm topraklarıyla birlikte Afyon da Osmanlılara katıldı. O yıllarda adı Karahisar-ı Sahip olan Afyon ve yöresi, İmparatorluğun 14 sancağından biri durumuna girdi. Anadolu beylerbeyliğine bağlı olan sancağın merkezi Kütahya idi. Tanzimattan sonra Hüdavendigar Valiliği kurulunca beş sancakla birlikte Afyon'da bu merkeze bağlandı. 1917 yılında Bursa'ya bağlı mutasarrıflık olan Afyon, bu tarihte, bağımsız mutasarrıflığa dönüştürüldü.
XVII. yüzyılda Celali isyanları, 1833 yılında Kavalalı Mehmet Ali Paşa istilasıyla kara günler yaşayan Afyon, en karanlık günleri 1921'deki I. Dünya Savaşı sonuyla, Kurtuluş Savaşı sonu arasında yaşadı. I. Dünya Savaşı sonrasında bütün Batı Anadolu kentleri gibi Afyon da Yunanistan tarafından istila edildi. 28 Mart 1921'de kente giren Yunan birlikleri bilinemeyen bir nedenle 10 gün sonra çıkıp gittiler. 13 Temmuz 1921'de yeniden girdikleri kentte 1 yıl 1 ay 25 gün kaldılar. Afyon, Büyük taarruzun ikinci günü 27 Agustos 1922'de düşman işgalinden kurtuldu. İşgal sırasında harabeye çevrilen kent, bozguna uğramış düşman ordular tarafından iyice yakılıp, yıkıldı. Büyük Taarruzun en büyük savaşları Afyon ve Kütahya illerinin sınırlarında yapılmıştır. Mustafa Kemal'in yönettiği, Kocatepe Savaşı olarak bilinen ve Türk ordularına zaferi müjdeleyen, ünlü savaş da Afyon ili sınırları içinde gerçekleştirildi. Türklerin 1. ordusuyla 2. ordusu arasında sıkıştırılan düşman birlikleri burada yok edildiler. Bu nedenle Afyon, Kurtuluş Savaşımızın simgesi olmuş kentlerimizden biridir.

AFYON TURİZMİ
İlimiz, binlerce yıllık medeniyetlerin kültür ve sanatını yansıtan arkeolojik kalıntılarıyla, asırlık yapılarıyla, milyonlarca yılda oluşmuş mağaralarıyla, termal zenginlik ve tabiat güzellikleriyle, ören yerleriyle yüzyıllardır alın teri ve göz nuru ile süre gelen el sanatlarıyla, peri bacalarıyla, açık hava tapınaklarıyla ve mutfağıyla turizm potansiyeli fazla olan bir yöremizdir. İlimiz, yerli ve yabancı turistler için "deniz dışında" aranan pek çok tarihî ve tabiî güzelliklerin bulunduğu bir turizm cenneti konumundadır. Ancak İlimizin çağdaş turizm sektörünün yaratmış olduğu imkânlardan tam anlamıyla yararlanabildiğini söyleyemeyiz. Bunun başlıca sebeplerinden biri, İlimizin geçici tur güzergâhı üzerinde olmasıdır. İkinci sebep ise toplumda turizm bilincinin tam olarak oluşmaması, çağdaş turizm sektörünün ihtiyaç duyduğu yatırımlara yönelinmemiş olunmasıdır. Son yıllarda turizmin yıl boyunca yoğunluk kazanması için Turizm Bakanlığınca, turizmi çeşitlendirme politikası uygulanmıştır. Turizm çeşitlerinden en önemlisi olan "TERMAL TURİZM" faaliyetini yıl boyu sürdürebilmektedir. Afyon, Türkiye'de kaplıca ve ılıca yönünden sayılı iller arasındadır. Bu sebeple son yıllarda fertler ve şirketler ve kooperatifler termal turizme yönelik yatırımlara yönelmişlerdir. Yapılan ve yapılacak olan bu yatırımların sonunda Afyon turizmde hak ettiği yerini alacaktır. Kaplıcaları, zengin Tabiat yapısı, tarihî eserleri, alternatif turizm çeşitliliği, kültür ve inanç turizmi festival ve şenlikler gibi çeşitli turizm değerlerine sahip olan Afyon, Anadolu'nun batı yakasında bir kavşak noktası olup, doğuyu batıya, kuzeyi güneye bağlayan tabiî bir kapı konumundadır. Bu yüzden turizm potansiyeli yönüyle ülkemizin sayılı illeri arasındadır.

Afyon ilinin turizm potansiyelini aşağıdaki başlıklar altında toplayabiliriz

A- Turizm Merkezleri
B- Termal ve Kaplıca Turizmi(Sağlık Turizmi)
C- Kültür Turizmi
D- Tabiat Turizmi ve Tabiî Güzellikler
E- Festival ve Şenlikler
F- Alışveriş Merkezleri
G- Turizm İşletmesi Belgeli Tesisler ve Seyahat Acentalar

ETKİN BİR KAPLICA TEDAVİSİ HAKKINDA BİGLİLER
Kaplıca tedavisi, konu ile ilgili uzman doktorun yönlendirmesi ve yetkili doktorun gözetiminde yapılmalıdır. Kaplıca kür tedavisi, yetkili olan doktor tarafından düzenlenmeli ve takip edilmelidir. Bunu yanı sıra aşağıda belirtilen hususlar tavsiye edilmektedir.
+ Tedavi süresi ve şekli; hastanın ve hastalığın durumuna, suyun özelliklerine göre belirlenir,
+ Tedavi süresi ortalama 2+3 haftadır. Toplam banyo sayısı 15+20 civarında tutulur.
+ Kürler günlük veya günaşırı yapılır. Günlük kürlerde haftada bir gün ara verilir.
+ Banyo süresi 5+25 dakika olarak belirlenir. Süre başlangıçta az tutulur, giderek artırılır.
+ Banyo kürleri genellikle sabahları hafif bir kahvaltıdan sonra uygulanmalıdır.
+ Yeterli sıvı desteği sağlanmalıdır.
+ Hastalar kürden önce mutlaka mesane ve bağırsaklarını boşaltmalıdır.
+ Banyo içinde en rahat pozisyonda durulmalıdır.
+ Suyun kaldırma kuvvetinden dolayı su içinde egzersiz kolay yapılır.
+ Su içinde hareket deriden mineral ve gaz emilimini artırır.
+ Fazla hareket dolaşım sisteminde aşırı yüklenmelere sebep olur.
+ Banyodan sonra hasta iyice kurulanmalı ve iyi havalandırılmış ve termal şartlara uygun ısıtılmış bir odada 30+60 dakika dinlendirilmelidir.
+ Dinlenmeden sonra kişi masaj ve egzersize alınabilir veya sportif aktivitelere katılabilir.
+ Kaplıca kürü esnasında sebze ve meyve ağırlıklı gıdalar tercih edilmelidir.

AFYON GAZLIGÖL TARİHÇESİ
Afyon, çok eski çağlardan bu yana kaplıcaları ile ün salmıştır. Uzak ve yakın ülkelerden Afyon kaplıcaları’ na gelen bütün hastalar iyi olup girerlermiş. Bu kaplıcalardan Gazlıgöl kaplıcası, dilden dile ve nesilden nesile ulaşan doğal bi şifa kaynağıdır. Efsaneye göre, Kral Midas her şeye sahip olmasına rağmen hiç çocuğu olmayan bir kralmış kral bu duruma çok üzüldüğünden gece gündüz yalvarıp yakarırmış bir çocuğu olması için. Nihayet Kral Midas’ın dünyalar güzeli bir kızı olmuş Kralın kızı Suna , genç kızlığa adım attığı yıllarda illet bir hastalığa yakalanmış. Bu güzel kızın vücudunda çıbanlar çıkmış. Bu sulu çıbanları hiç bir hekim iyileştirememiş. Ağrısına , sızısına ve bir türlü iyileşmeyen bu yaraların üzüntüsüne dayanamayan güzel kız Suna yollara düşmüş. Dağ tepe demeden gezip dolaşır olmuş . Kral Midas kızını kollamaları için peşinden gözcü yollamış. Kralın güzel kızı Afyonkarahisar toprakları içindeki Gazlıgöl mevki yakınlarına kadar gelmiş. Tam yaz aylarında olduğu için Suna çok susamış. Biraz su içmek için su aramış. Gazlıgöl kaplıcasının bulunduğu yerlerde yeşilliklerle çevrili bir su görmüş. Susuzluktan kavrulan kızcağız , çevresindeki bataklığa aldırmadan suya koşmuş. Eğilerek o çamurlu sudan kana kana içmiş. Birde bakmış suyun değdiği yerlerde bir tatlı gıcıklanma , bir sancı kesilmesi , bir huzur oluşmuş. Güzel kız atmış kendisini çamurlu suyun içerisine ağrıları yavaşlamış. Sudan çıkıp günlerdir uykusuz ve yorgun olduğundan uzanıvermiş oraya ve derin bir uykuya dalmış . Suna uyandığında ağrılarının kalmadığını , çıbanlarının kurumaya başladığını görmüş. O suyun yanında bir hafta kalmış. Bir hafta Sonra çıbanları yaraları tamamen geçmiş. Eski güzelliğine kavuştuğunu gören güzel Suna sevincinden deliye dönmüş. İleride onu gözleyen gözcüler , kızın iyileştiğini anlayınca yanına gelmişler . Suna başına gelenleri anlatmış ve saraya dönmüşler . Kızını merak edip gece gündüz yas tutan Kral Midas , kızının bu iyileşmiş halini görünce çok sevinmiş ve kızana “Seni hangi hekim iyileştirdi?” kızım söyle Hekim başı yapayım demiş. Suna’da “Beni hekim değil , ülkeden çıkan sıcak bir su iyileştirdi baba” diyerek cevap vermiş. Bunun Üzerine Kral “Tez oraya bir hamam yapılsın gelen geçen dertlilere derman dağıtır” diye ferman vermiş. Bu Kaplıcanın Frigyalılar zamanından buyana var olduğu sanılmaktadır. Gazlıgöl Kaplıcası’nın antik çağlardaki adı ‘Şifalı Frigya’ olarak geçmektedir. Ayrıca Fatih Sultan Mehmet, Karamanoğulları seferine çıkarken yol üzerinde Gazlıgöl'e uğramış ve burayı imar ettirmiştir.

AFYON GAZLIGÖL ULAŞIM
Afyon'un kuzeyinde yer alan Gazlıgöl kaplıcası il merkezine 21 km. uzaklıktadır. Ulaşımın kolay sağlanabildiği Gazlıgöl termaline, hem karayolu(Afyon-İhsaniye) hem de demiryolu ile (Afyon-Kütahya-Eskişehir) ulaşım imkânı mevcuttur.

Bazı iller için ulaşım
• Eskişehir Gazlıgöl arası yaklaşık 114 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 1 saat 30 dakika kadar sürmektedir.
• Konya Gazlıgöl arası yaklaşık 250 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 3 saat 20 dakika kadar sürmektedir.
• Ankara Gazlıgöl arası yaklaşık 275 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 3 saat 30 dakika kadar sürmektedir.
• İzmir Gazlıgöl arası yaklaşık 346 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 5 saat kadar sürmektedir.
• İstanbul Gazlıgöl arası yaklaşık 443 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 6 saat 15 dakika kadar sürmektedir.

KAPLICA NEDİR?
Doğal termal su veya termomineralli su ortamlarının çevresinde, halkın yararlanması için kurulan tesislerdir. “Kaplıca” teriminin kökeni, kaynarcanın üzerine hamam yapılması nedeniyle türetilen “kaplı ılıca” teriminin zamanla dilimizde kaynaşmış şeklidir.

DOĞAL TEDAVİ UNSURU NEDİR?
Kaplıca tedavisinde kullanılan toprak, yeraltı ve deniz kaynaklı mineralli sular, gazlar, peloidler (çamurlar) ve iklimsel unsurlardır.

KAPLICA TEDAVİSİ NEDİR?
Doğal tedavi unsurlarının, yöredeki iklim olanakları ve gerekli görülen diğer tedaviler ile birlikte kür tarzında uygulandığı bir tedavi şeklidir.

KÜR NEDİR?
Tedavi etkeninin belli dozda, seri halde, düzenli aralıklarla ve belli sürelerle tekrarlanarak verilmesi ile uygulanan tedavi yöntemidir.

BALNEOTERAPİ NEDİR?
Termomineral sular, peloidler (çamurlar) ve gazlar gibi doğal tedavi unsurlarının, banyo-içme-inhalasyon(soluma) yöntemleri ile kür tarzında tedavi amaçlı kullanımını ifade eden tıbbi bir terimdir.

KLİMATERAPİ (İKLİM TEDAVİSİ) NEDİR?
Hava sıcaklığı, nemi, rüzgar şiddeti ve hızı, güneş ışınımı vb. iklimsel faktörlerin sistematik ve dozlanmış olarak kür tarzında uygulanmasıdır.

PELOİDOTERAPİ (ÇAMUR TEDAVİSİ) NEDİR?
Doğal jeolojik veya biyolojik olaylar sonucu oluşan organik veya inorganik maddeler olan peloidlerin (çamurların) bir balneoterapi yöntemi olarak kullanılmasıdır.

MİNERALLİ SU NEDİR?
Kendiliğinden veya sondaj-galeri yoluyla yeryüzüne çıkan, litresinde en az 1 gram çözünmüş mineral içeren, bakteriyolojik ve kimyasal kirlenmeye uğramamış, fizyolojik ve tedavi edici etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış sulara mineralli sular denir.

TERMOMİNERAL SU NEDİR?
Yeryüzüne çıkış noktasında sıcaklığı 20 C ve üzerinde olan mineralli sulara termomineral su denir.

TERMAL SU NEDİR?
Yeryüzüne çıkış noktasında sıcaklığı 20 C ve üzerinde olan sulara termal su denir.

KAPLICA SULARI NEDİR?
Kaplıca tedavisinde kullanılan termal, mineralli ve termomineralli sulardır.

KAPLICA TESİSİ NEDİR?
Kullanılan termal ve mineralli suyun veya peloidin niteliğine göre oluşturulmuş, bünyesinde termal tedavi havuzu, sıra banyoları, peloidoterapi birimleri ve tipine göre inhalasyon veya içme kürü birimleri bulunan tesislerdir. Termal Çamur ise, demir ve potasyum gibi mineraller yönünden son derece zengindir. Bu çamuru Kleopatra’ nın çok sık kullandığı bilinmektedir. Roma ve Bizans imparatorluğunun da bölgeye önem verdiği yapılan kazı ve araştırmalardan ortaya çıkan eserlerle anlaşılmaktadır.

AFYON GAZLIGÖL TERMAL OTEL KAPLICA TEDAVİSİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER

1) AFYON GAZLIGÖL TERMAL OTEL - BALNEOTERAPİ
• Banyo Kürleri
• İçme Kürleri
• İnhalasyon (Soluma) Kürleri
• Peloidoterapi (Çamur) Kürleri
• Hidroterapi

2) AFYON GAZLIGÖL TERMAL OTEL - KLİMATERAPİ (İklim Tedavisi)
• Açık Hava Banyoları
• Arazi Kürleri
• Helioterapi (Güneş tedavisi)

3) AFYON GAZLIGÖL TERMAL OTEL - BALNEOKLİMATERAPİ
- Balneoterapi ve Klimaterapi’nin birarada kullanıldığı yöntemdir.

4) AFYON GAZLIGÖL TERMAL OTEL - FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON
• Elektroterapi ( Elektriksel uyarı )
• Egzersiz Tedavileri
• Ergoterapi
• Masaj ve diğer yöntemler

5) AFYON GAZLIGÖL TERMAL OTEL - MEDİKAL TEDAVİ
- Kaplıca tedavisi sırasında hastaya lokal veya sistematik olarak uygulanan ilaç tedavisi yöntemidir.

6) AFYON GAZLIGÖL TERMAL OTEL - PSİKOTERAPİ VE DİĞER PSİKİYATRİK YÖNTEMLER

7) AFYON GAZLIGÖL TERMAL OTEL - DESTEK UYGULAMALAR
• Sağlık Eğitimi
• Diyet Uygulamaları
• Günlük Yaşam Aktiviteleri
• Davranış Değişikliği Eğitimleri
• Psikolojik Destek Yöntemi

KAPLICALARDA TEDAVİSİ ÖNERİLEN HASTALIKLAR

1- Afyon Gazlıgöl Termal Otel - Solunum Sistemi Hastalıkları
• Bronşiyal Astma (Astım)
• Kronik Bronşit
• Alerjik üst solunum yolu hastalıkları
• Pnömokonyoz

2- Afyon Gazlıgöl Termal Otel - Cilt Hastalıkları
• Egzama
• Akne
• Sedef Hastalığı

3- Afyon Gazlıgöl Termal Otel - Kas – İskelet Sistemi Hastalıkları
• Eklem hastalıkları
• Kireçlenmeler
• Yumuşak doku romatizmaları
• Bazı romatizmal hastalıklar
• Yaralanmalar sonrası oluşan hasarların tedavisinde

4- Afyon Gazlıgöl Termal Otel - Kalp – Dolaşım Sistemi Hastalıkları
• Kalp yetmezliği
• Dolaşım bozukluğu
• Hipertansiyon
• Arter hastalıkları

5- Afyon Gazlıgöl Termal Otel - Mide – Bağırsak Hastalıkları
• Mide hastalıkları
• Şeker hastalığı (Diyabet)
• Şişmanlık (Obezite)
• Gut
• Karaciğer yetmezliği tedavisi

6- Afyon Gazlıgöl Termal Otel - Böbrek ve İdrar Yolları Hastalıkları
• Kronik sistit
• Kronik böbrek taşları
• Fonksiyonel yetmezlik

7- Afyon Gazlıgöl Termal Otel - Kadın Doğum Hastalıkları
• Genital organın kronik hastalıkları
• Kısırlık
• Ameliyat sonrası hastalıklar
• Ağrılı ve zor adet görme
• Genital akıntı

8- Afyon Gazlıgöl Termal Otel - Nörolojik Hastalıklar
• Omurga hastalıkları
• Travmatik lezyonlar
• İnme rehabilitasyonu

Afyon Gazlıgöl Termal Otel - Suyun Özellikleri
Kimyasal sınıflandırılmasının; bikarbonat, sodyum, karbondioksit ve hidrojen sülfürlü olarak yapıldığı Gazlıgöl kaplıcası suyunun içinde klorür, iyodür, bromür, florür, sülfat, nitrat, nitrit, hidrofosfat, karbonat, bikarbonat, hidroarsenat gibi iyonların yanı sıra, serbest karbondioksit ve serbest kükürtlü hidrojen gazları bulunmaktadır. Ayrıca kaplıcanın temperatürü 64 C, radyoaktiviTlferi Rn 0,2 ile 0,29 eman arasında değişmekte olup, pH değerleri ise 6,9'dur. Basında Gazlıgöl Avrupa’da kalp hastalarına karbondioksitli gaz içeren kaplıcalar öneriliyor. Afyon’daki Gazlıgöl Kaplıcası ise böyle bir amaç için bulunmaz cennet. Ayrıca içme olarak kullanıldığında karaciğer ve böbreklere iyi geliyor. Gazlıgöl Kaplıcası, karbondoksit açısından da oldukça zengin. Bu kaplıcanın suyunda çözünmüş halde karbondioksit gazı var. Söz konusu özelliği nedeniyle kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde banyo şeklinde kullanılan en ideal su olarak kabul ediliyor. İ.Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle, Avrupa’da kalp hastalarına karbondioksitli kaplıca önerildiğini belirterek ‘Avrupa’da ekip çalışması yapılıyor. Hastalar bu tür kaplıcalara doktor kontrolünde yönlendiriliyor. Bu bilgiler ışığında karbondioksit açısından zengin olan Gazlıgöl Kaplıcası’nın da kalp ve damar hastalıklarına karşı iyi gelmesi bekleniyor’ diyor. Gazlıgöl Kaplıcası’ndaki sular hem içiliyor hem de burada banyo yapılabiliyor. İçme olarak kullanıldığında mide rahatsızlıklarına, karaciğere, bağırsak spazmlarına, safrakesesine iyi geliyor, böbrek taşlarının düşürülmesini sağlıyor. Banyo yapıldığında ise tansiyonu düşürüyor, romatizmal hastalıkları, ‘nevrit’i (sinir ucu iltihabı), deri hastalıklarını, bazı kadın hastalıklarını, kronik bel ağrısı, kireçlenme kas ağrıları , idrar yolları iltihabı, hemoroid, cilt hastalıklarında (sedef, egzama, akne) kalp ve damar sertliğini giderici etkisi var. Gazlıgöl kaplıcasında içme ve banyo tedavilerinden başka, suyun bulunduğu kapalı ortamlarda oluşan nemli ve buharlı havayı solumak da tedavi edici özellik taşıyor. Solunum yoluyla kalbin çalışma kapasitesine, ritmine, atım hacmine etkileri, koroner damarları genişletici ve arteriel tansiyon düşürücü tesirleri olduğu gibi solunum yollarını rahatlatıcı etkileri de bulunmaktadır. Gazlıgöl kaplıcasında vücudun ihtiyaç duyduğu kombine bir tedavi ve dinlenme imkânı rahat bir şekilde sağlanabilmektedir.